Bazı insanlar, yalnızca kendilerini anlamaya çalışırken bile bütün bir toplumun önyargılarıyla yüzleşmek zorunda kalır. John Davidson da onlardan biridir. On beş yaşında Tourette sendromu teşhisi aldıktan sonra hayatı, istemsiz tikler, yanlış anlaşılmalar ve dışlanmayla şekillenir. Ancak 1980’lerin Britanya’sında başlayan bu zorlu yolculuk, zamanla çok daha büyük bir anlam kazanır. John, kendisini yargılayan dünyaya öfkeyle değil, anlayış ve nezaketle karşılık vererek insanların farklılıklara bakışını değiştirmeye çalışır.