Kusursuz bir aile kurma hayaliyle yola çıkan Saga ve Jon’un ilişkisi, doğanın ve bilinmeyenin baskısı altında adım adım çatırdar. Jon'un mantıklı, rasyonel ve eşinin çığlıklarını "hastalık" olarak gören tavrı; Saga'nın ise tamamen sezgilerine dayalı çırpınışları aralarında aşılması imkansız bir duvar örer. Evin içinde tırmanan gerilim, dışarıdaki ormanın tekinsizliğiyle birleştiğinde, çiftin arasındaki güven bağı en az karanlıktaki tehdit kadar tehlikeli bir fay hattına dönüşür.