Filmin arkasındaki en büyük atmosferik güçlerden biri, su altındaki o klostrofobik klimaları ve gerilimi destekleyen muazzam ses mühendisliğidir. Kalp atışlarını andıran ağır bas tonları, sonar cihazlarının tekinsiz sesleri ve derin sulardaki o uğultulu sessizlik sahnelerin adrenalin dozunu ikiye katlıyor. Yüzeydeki hareketli Meksika partilerinde çalan dinamik şarkılar ile derinliklerdeki hüzünlü ve donuk melodilerin tezatlığı kurgusal anlatımı oldukça zenginleştirmiş. Ses miksajının kalitesi sayesinde sinema salonundaki izleyici, kendisini adeta o dondurucu demir kafesin içinde, suyun altında hissediyor.